
şehrin yorduğu anlarda, aklıma önce doğada olmak sonrasında müzelerde olma fikri düşer.... kimi zaman düşlerime taban tabana zıt olan ev içinde dört duvar konseptine kendimi adasamda, her daim ruhumu yeniden doğuran buralardan kopamam....farklı beğenilerim ve farklı hayranlıklarla, çocukken kurduğum düşlerle yeniden gezintiye çıkarım.

gizliden gizliye hepsi benim olsun ister, kimseyle paylaşmak istemediğim zamanlarım olur....bazen öyle anlar gelir ki, herkes bilsin ve herkes burada olsun, hep beraber sahip çıkalım, geçmişi daha iyi anlayalım derim.onca zorunlu derse inat, müze gezilerinin de, senede en az 1 kez dahi olsa zorunlu olması gerektiğini kendimce savunur, her daim hoş bir tebessümle girdiğim müze kapısından, çok daha zengin bir benle çıkarım....
herkese sevgiler

0 yorum:
Post a Comment